26 Şubat 2010 Cuma

KING'TEN HEDİYELER





King Elektrikli Ev Aletleri 2010 yılında da hanımları mutlu etmeye devam ediyor, King
Dünyası’na üye olanlar kazanıyor...

Blog üyelerine çekilişsiz, kurasız sürpriz hediyeler veriyor. Bayanların yanısıra bayların da katılabileceği bu yarışma bugüne kadar yapılan yarışmalara hiç benzemiyor. Kingdünyası.blogspot.com adresine yeni üye olacak bir kişiye çekilişsiz ve kurasız Thunderbird Otomatik Döner Fırçalı Saç Kurutma Makinesi hediye... 1600-1800W’luk ısınma gücü, iki yöne otomatik dönen şekillendirici fırçası, serin hava ayarı, 3 ısı ve 2 hız ayarı bulunan Thunderbird’a ücretsiz sahip olmak için King blog’unu ziyaret etmeyi unutmayın.

King Dünyası’na adım atar atmaz şans kapısını aralayacak olan üyeler arasına sizler de katılın.

Hemen üye olun, hediyenizi kaçırmayın!

Kazananlar http://kingdunyasi.blogspot.com adresinde açıklanacaktır...

Çok kısaca yapılması gerekenler:
1.http://kingdunyasi.blogspot.com adresinde yer alan blogumuza üye olmak.
2.Blog sayfanızda kampanyamızı duyurmak.
3.www.king.com.tr'de yer alan King Ladies Club'a üye olmak
3.Üye olduktan sonra Ad, Soyad, Adres, Yaş, Meslek, Medeni Durum ve Gsm bilgilerinizi tam olarak doldurup kingdunyasi@gmail.com adresine yollamak.


bende sevgili dilek'ciğimin blogunda görüp haberdar oldum ve hemen üye oldum

19 Şubat 2010 Cuma





Çarşamba günü ilk defa Aras'lara gittik, daha öncesinde de bir kaç kez görüşmüştü bücürler.Aras durudan 1,5 ay küçük ve İkisi de 2 yaş sendromunda olunca biraz o benim ,vermem vs nidaları havada uçuşsa da güzel oynadılar durucuğuma oyuncaklar farklı gelince bazen tek başına da oynadı...nedense kızımda acayip sahiplenme ve paylaşmama durumu var ne kadar anlatsamda kar etmiyor normal zamanda hiç oynamadığı bir oyuncağını bir çocuk eline alsa kıyamet kopuyor

bu sabah bir komşumzun çocuğu vardı,durunun bir oyuncağıyla oynuyor bizimki 'hooof anne ama ne göysem istiyooo' diye şikayetlerini dile getirdi nedense ne alsam değilde ne görsem:))

birkaç gündür havalar daha iyi bizde öykusundan sonra parka iniyoruz ,dün yan salıncakta durudan az büyük bir kız sallanıyor

duru:anne onun adı neeymiiiş?
ben:bilmiyorum sen sor bakalım neymiş

duru:kaaydeş senin adın nee?

kızdan cevap yok ????

duru:aşeymiş anne!!:))))

çok güldüm hele kardeşvurgusu çok komikti...

17 Şubat 2010 Çarşamba

yay burcu çocuğu....

Yay Burcu Çocuğu Yazdır E-posta
23 Kasım - 22 Aralık

Yay burçlu çocuklar, oldukça dışadönük ve arkadaş canlısı bir yapıdadır. Sıcakkanlılıkla insanlara yanaşarak, karşısındakini de rahatlatır. Çok erken yaşlarda bile, kendini sevdirmeyi bilir. Sosyalleşme becerisinde en büyük faktör, sevileceğine dair duyduğu özgüvendir. Yay burçlular dış dünyaya yöneliktirler ama iç dünyadan soyut değildirler. Aksine onlar iç dünyalarının aradığı anlamı dışarıda ararlar. Mesela özgüvenlerini, başarılarda aralar. Öz değerlerini çeşitli yaşam felsefelerinde, seyahatlerde, yeni kişilerle tanışıp görüşmekte ararlar. Yay burcu çocuğu aktif ve dışa dönük olmakla birlikte iç dünyasında doğru yanlış bilincine doğuştan sahiptir. Oyunlarında adil ve dürüst davranır, kuralların herkese uygulanmasını sağlamaya uğraşır.

Yay burcu çocuğu hayat macerasına atılmaya heveslidir, ancak amacı egosunu ortaya koymak değil, süper ego diyebileceğimiz, kendisine güven duymasını sağlayacak olan yüksek karakterini keşfetmek ister. Yay, hayatı kimsenin sevmediği kadar sever ve gayretle ona kendi damgasını vurmaya çalışır. Orta karar başarılar ve geleneksel düşünüş, ona göre dehşet vericidir. Onun temel ihtiyacı, yeni düşüncelerin keşfedilebileceği özgür bir ortamdır. Hayatı ahlak kuralları ve yüksek değerler bakımından değerlendiren yay burcu, iyi, doğru ve kahramanca olan her şeyi yaşamak ve gerçekleştirmek ister. İdealleri için önderlik yapmayı sever.

Çoğu yay burçlu sosyal ve doğa zekasına sahiptir.

Yay burçlular, doğayı koruma gibi konulara doğuştan ilgi duyarlar. Yüreklerindeki ideal boşluğunu barışçı veya doğa sever dünya görüşleriyle doldurmaya çalışmaları mümkündür. Yay burcunun doğaya olan asıl ilgisi, doğa sporlarına olan ilgisinden kaynaklanır. Dağcılık olsun, denizcilik olsun fark etmez, doğayla baş başa olmayı sever. Canlı türlerinin soyunun tükenmemesi için eylemlere ilgi duyar. Yay burçlular, yaşam felsefelerine, inanç konularına, ideolojik politik konulara da ilgi duyarlar. Her türlü toplumsal eylem ve etkenlikte ön sırada görev almaya yetenek ve istekelri bulunur.

İyimser, canlı, atılgan, zeki, kendinden emin ve özgür ruhludur.

Yay burcu çocuklar akıllı, gururlu ve öz güvenlidir. Büyük adam gibi sorular sorar yada çok bilmiş cevaplar verirler. Küçük kardeşlerine öğrendikleri şeyleri öğretmek isteyebilirler. Bunu yapıyorlarsa onları edebiyat ve eğitim dünyasına yönlendirin. Yay burcunda doğan çocuklar çoğu zaman aileleri tarafından sevilir ve takdir edilir. Bunun nedeni, cana yakın, aktif, hareketli olduğu gibi, dürüst ve ahlaklı olmasındandır. En azından öyle bir imaj sahibi olmayı önemser. Yay burçlular çok küçük yaşlardan itibaren doğru-yanhş ayrımına değer verirler, mutlaka doğru hareket etmek ve takdir görmek isterler. Aileleri tarafından iyiye, güzele, doğruya yönlendirilmeleri kolaydır. Bir şeyi her hangi bir ödül için değil, gerçekten doğru olduğu için yapma kabiliyetleri vardır. Soyut değer ve düşüncelere sahip olma yaşı akranlarından erken gelişecektir.

Yalnız yay burcunun da bir problemi vardır, asla emir almak, nasihat dinlemek istemez. Doğruyu yanlışı kendisi bulmak, kendi doğrularını uygulamak isteyecektir. Ne kadar ısrar etseniz, cezalandırmaya kalksanız nafiledir, çünkü doğuştan bağımsızdır. Bu bağımsızlığı için mücadele etmeye de kararlıdır. En iyi çare onun fikirlerine saygı duyduğunuzu belli ettikten sonra, onu bir büyük insan gibi ikna etmektir. Yay burçlu çocuklarla benlik mücadelesine girmeden muhatap olmak faydalıdır. Sevgiyi ve bağlılığı öğrenmesi zaman alacaktır. O daha çok küçükken bile, neredeyse kendi başına yaşayabilecekmiş gibi kendine güvenir. Korku ve ihtiyaç sebebiyle itaat etmek ve bağlanmak istemez. Onun kendine güvenini zorlu cezalarla yıldırmaya çalışmamak gerekir. Çünkü yay burçlunun kendine olan güveni her şeyidir.

Yay burçlu bir çocuk, değişken ruhlu, yeniliklere meraklıdır. Bu nedenle sorumluluklarına yoğunlaşmayabilir. Ancak görevleri ısrarla hatırlatıldığında büyük bir ciddilikle sorumluluklarını yüklenecektir. Çoğu zaman eğitim konusunda zorluk çıkarmaz. Ancak hiperaktif eğilimli yay burçlular, dikkatlerini zor konulara yoğunlaştırmakta güçlük çekebilirler. Başarı duygusunu çok önemsediği için, okul hayatını bir oyun ve yarış gibi görmesi sağlanmalıdır. Eğer başarı duygusunun baştan çıkarıcı tadına alışırsa kendiliğinden ders çalışacaktır. Aşırı hareketli Yay burçluların enerjilerini harcamak için, bol bol oyun oynaması, spor yapması şarttır. Zaten Yay burçlular macera ve hareketi sever. Kız olsun, erkek olsun sporla, yarışmayla arası iyidir. Kendisini olumlu bir sahada göstermesine imkan sağlayın ve izin verin.

Nasıl davranmalı? Yay burçlular, iyimser ve pozitif düşünen çocuklardır. Hatta çevrelerine de umut aşılar, olumlu bir şekilde etkilerler. Genellikle her şeyin iyi tarafını görmeye, çaresiz ya da umutsuz kaldığında mutlaka bir yol bulunacağına inanmaya hazırdır. Bu nedenle sorunlarıyla kolay başa çıkma potansiyeline sahip çocuklardır. Yay burçluların belki en büyük sorunu, şanslarına fazla güvenmeleri, yeterince kaygı hissetmemeleridir. Bazen tasasız davranarak şanslarını harcadıkları olabilir. Abartılı hedefleri olduğu halde en küçük bir başarıyı bile gerçekleştiremedikleri görülebilir. Daha gerçekçi olmayı öğrenmelerinde fayda vardır.

Yay burçluların yaşamlarına anlam kazandırabilmek için mutlaka bir hedefleri ve amaçları olmalıdır. Yoksa onlar günlük hayatın sıradanlığına katlanamazlar. Belirli bir amaca odaklandıklarında değişkenlik ve tutarsızlıktan da kurtulmuş olurlar. Yay burcunun bir amaç sahibi olmakta en büyük problemi, çok etkileyici olmadıkça her hangi bir şeye odaklanamamasıdır. Birçok yay burçlu, ancak uzak diyarlara seyahat etmek, dünyayı gezmek, büyük keşiflere imza atmak gibi devasa hedefleri, istemeye değer bulurlar. Gündelik sorumlulukları sıradan insanlara göre buldukları için, uğraşmaya değer bulmazlar. Onlara büyük yollara da ancak küçük adımlarla başlanacağını öğretmelisiniz. Büyük hevesler peşinde koşarken sorumluluklarını aksatmaması gerektiğini bilmeliler.

Şımartılmaya elverişli bir yapıya sahip olan yay burçlular, kendilerine sınırlarını öğretmeyen anne babalar tarafından yetiştirilirlerse, başkalarını kullanan, narsist, kibirli, duyarsız kişilere dönüşebilirler. Onu ancak doğru ve ölçülü hareketleri için takdir edin. Gerektiğinde de ikazlarınızla başkalarının haklarını ve değerini anlamasına çaba gösterin. Yaylar manevi değerlere ihtiyaç duyan, bundan dolayı çok kolay inanan kişilerdir. Onlara doğru değerleri küçük yaştan itibaren öğretmelisiniz ki, yanlış inanç ve değerler peşinde koşmasınlar.

Oyuncakları Yay burçlular kendilerini büyük şeylere layık görürler. Abartmaya elverişli bir karakterleri olduğundan istekleri aşırı olabilir. İsteklerini mantık çerçevesiyle sınırlamasını öğretmek için, her istediği oyuncağı alamayacağını öğretmekle işe başlayabilirsiniz. Haşarı yayların istekleri hiç bitmez. Her istediklerini verirseniz kıymet bilmezler, üstelik hiçbir şeyden zevk almaz olurlar. Bazı şeyleri hak etmesi gerektiğini öğretin ki, gerçek hayatta zorluk çekmesinler. İlgileri dağınık ve değişken olduğu için, belli bir oyuna yoğunlaşmaları zor olabilir. Onun büyük hayallerini gerçekleştirme hevesine en çok imkan veren oyuncak çoğu zaman bilgisayar oyunlarıdır. Ancak bilgisayar başında fazla zaman geçirmesi onu gerçek dünyadan koparacak kadar aşırı olmamalıdır.

Hem zekalarını hem sosyal becerilerini kullandıkları oyun türleri onlar için en uygun oyunlardır. Örneğin grupla oynanan, kızmabirader, kartlarla bilgi yarışması gibi çeşitli oyunlardan büyük zevk alacaktır. Yay burçlular cömert yapılıdırlar. Arkadaşlarına hediyeler vermeyi abartıyorsa onu ikaz edin. Yay burçlular hediyeler vererek etrafına üstünlüğünü kabul ettirebildiği bir grup toplamayı sevebilir. Kendisini insanlara sevdirmesi ve saygı duyulan biri olması için ılımlı bir davranış modelinin yeterli olacağını anlatın. Büyük cömertliklere ve gösterişe ihtiyacı olmadığını bilsin.


alıntıdır

13 Şubat 2010 Cumartesi

ipe boncuk dizme oyunu



bugün meleğim için tuhafiyeden değişik renklerde bonucuk ve uzun bir sert ip aldık...eve gelmeden önce dışarıda çok hevesliydi poşetini kendisi taşıyıp,boncuklayımla oynamak istiyoyum dedi...eve geldiğimizde ilk önce çorabının içine boncukları doldur-boşalt oynadı,bir süre ciddiyetle ucuna yapıştıcı sürdüğümüz ve setleştiğimiz ipe dizdi ama şüphesiz en keyif aldığı;odasındaki aydedeye taktırıp boncukları bir oraya bir buraya savurmaktı:)) çooook uzun süre oyalandı

unutulmasın hemen yerini alsın

ne yazık ki çok sık güncelleyemiyorum kızımın blogunu aslında onunla ilgili yazılacak öyle çok şey oluyor ki her yaptığı,söylediği olay....ama işte ben sürekli yazamıyorum tek üzüldüğüm ise kızımla ilgili çoğu şeyi not edemiyor ve unutuyor olmam..

bir önceki postu yayınlayınca birşeyler eksik gibi geldi evet çıkmış aklımdan,şimdi aklıma gelmiken hemen yazmalıyım

on gün önce falan olmalı ;ben bir akşam henüz eşim işten gelmemişken mutfakta akşam yemeği için hazırlık yaparken,duru da kapıda oyalanıyordu,mutfağın kapısını kapattı ben hiç umursamadım anahtarın tıırk diye dönüp kilitlendiğimi anlayana kadar ki çok sürmedi:)) telefonum diğer oda da kalmış yanımda yoktu...önce sakin olmaya çalıştım duru'ya çevir anahtarı filan dedim ama kapıyı kilitlemeyi beceren çocuk,anahtarı tersine çevirip kapıyı açmayı beceremedi, az bir süre geçti aç kapıyı anne demeye ve ağlamaya başladı:((( allahım yaşadığım ne çaresizlik ama delirecek gibi oldum en sonunda bıçakla anahtarı yere düşürdüm kızımda bana kapının altından verdi veeeee mutlu son kapı açıldı,kızımla kavuştuk:)))


'komiğim' diye etiketlemiş olsam da yaşandığı anda çok kötüydü:((

SON GÜNLERDE...


Daha iyi, daha az krizli biraz daha sakiniz en azından daha az inatlaşıyor (maşallah)ve ikna edebiliyoruz...şunu anladım ki yapmaması gerektiği konusunda ikaz ederken ya da yapmasını istediğim birşeyi rica ederken sinirli bir şekilde söylemek ya da bağırmak, emirler yağdırmak hiç bir işe yaramadı aksine onu daha aksi ve saldırgan yaptı bunun yerine sakin ve kendimden emin bir şekilde rica edersem o da reddetmiyor çoğunlukla ve daha uyumlu davranıyor yani bizim kızın davranışları bizim davranış ve tutumuza göre biçimleniyor,nabza göre şerbet veriyor da diyebilirim:))

kışın ortasında yarı çıplak dolaşmaya devam çünkü o böyle mutlu:)))


artık tekrar tekrar yapma,duvarları -hatta odasına yeni yaptırdığımız duvar kağıdını bile- boyama,donunu çıkarma vs demekten de vazgeçtim çünkü ne kadar dersem ters tepiyor...Sabiha Paktuna Keskin'in de dediği gibi en büyük ceza görmezden gelmek,ilgilenmemektir...görmemeye çalışıyorum sonra şaşkınlıkla gelip annecim bana kızmadın mı? diye soruyor:))






bugün hava çok güzeldi...meleğimle erkenden çıktık park park gezdik öncce değirmendere'ye gittik orada sallandı,kaydı,denize taş attı çok mutluydu sonra başka bir parka gittik en sonunda da hava kararmak üzereyken eve girmeden önce evimizin önündeki parkta oynadı dışarda olmak ikimizi de iyi geldi...

bu arada duru'nun konuşmaları iyice renklendi:)

bugün evden çıkmadan önce oyuncaklarını toplamasını söyledim parka gideceğimiz için çok mutluydu (zaten dışarı çıkarken öyle olur kendisi,mutluluğu çenesine vuruyor,sürekli konuşuyor:))

ben:kızım hadi oyuncaklarını topla gezmeye gidelim
(hemen toplamaya başladı)

d:annecim bak çok düşel topluyoyum

ben üstümü değiştirirken yanıma gelip oturdu

bende ama hadi oturma burda topla dedim

d: aa hayatım lüffen oturmak istiyoyum,lüffen
:)))))))))

--------------------------------------------------
geçen sabahta 'aa uyan bebişim sabah oldu'şeklinde söylemlerde uyandırıldım kendisi tarafından :))

---------------------------------------------------------------------

ecrinini hala çok seviyor; kıyamam ben şana,hadi uyutayım şeni diyor

4 Şubat 2010 Perşembe

zorlayan bir çocuk...

bakmayın bu sevimli hallerine aslında hiç bu kadar SAKİN güleç ve sevimli değil günün büyük bölümü...

sınırlarını ve kendini farkeden canavar bizi ve sınırlarını sonuna kadar zorluyor ,neyi nasıl yaptırabilirimin yollarını arıyor, hiç istemesem de her gün ağlama nöbetleri geçirip çevresinde kim varsa vurma girişiminde bulunuyor...

Yaşanıldığı anda sakin kalmanın ve sakinleştirebilmenin çok güç olduğu krizlerin sebepleri mi ? mesela eve girince kazara montunun fermurını bizim açmamız ya da akan burnunu silmemiz ya da merdivenlerden çıkarken kucağımıza almamız şofman,pijama altlarını kendisi giyebiliyor büyük bir ciddiyetle ,önce oturup bacaklarını sokuyor sonra da dikilip yukarı çekiyor çok sevimli oluyor giyinme eylemini gerçekleştirirken ...herşeyi kendisi yapmalı kazara işine dahil olduysak;

sonucu yarım saat tıkanıp nefesi kesilip konuşamayacak hale gelene kadar ağlama nöbetleri,çocuk modundan gözü dönmüş canavar moduna geçiş ,yerlerde tepinme- sürünme ,bazen benim bu anlarda beyhude ikna ve konuşma çabalarım (ne yazik ki hiç işe yaramıyor)bazen yalnız bırakma,ilgilenmeme bazende bende sınırımı aşıp bağırma çağırma içimi boşaltma,bazen de ilgsiini başka yöne çekme ki bu da çok değişik bir şeyse ilgisini çekiyor bugünlerde en çok tutan bu...o ağlarken,sulu oyunlara ilgisini bildiğimden biri boş birisi su dolu 2 kap getiriyorum suyu birinden diğerine aktarak 'aaa çok zevkli çok eğleniyorum'diyorum duru'nun gözü bendeyken ve bir taraftan da ben oynamak istemiyoyum derken ...çok geçmeden yanıma gelip oyuna dahil oluyor hatta ağlarken gülmeye başlıyor

bu dönem çoğulukla reddeden ve memnuniyetsiz ve anlamayan hatta hiç dinlemeyen bir çocuk duru,bugün dışarı çıkmıştık kızımla,eve dönerken parkın yanından geçerken ben sallanmak istiyoyum dedi hava aşırı soğuktu,yağmur atıştırıyordu 'yağmur yağdığı için salıncaklar ıslak şuan sallanamayız sallanırsak popoşumuz ıslanır yarın gelelim' tamam mı? anlaştık mı? dedim hiç itirazsız anlaştık tamam dedi hayret dedim içimden:))

başkaları bu ZOR ve GEÇİCİ dönemi daha sakin ve yumuşak geçirebilir ama bizde durum bu çok yıpratıcı, üzücü bol diş sıkmaca ....